Love the life you live,
Live the life you love..
Showing posts with label müzik. Show all posts
Showing posts with label müzik. Show all posts
Sunday, May 11, 2014
Tuesday, May 15, 2012
The Fool on the Hill
Day after day,
Alone on a hill,
The man with the foolish grin is keeping perfectly still
But nobody wants to know him,
They can see that he's just a fool,
And he never gives an answer,
But the fool on the hill,
Sees the sun going down,
And the eyes in his head,
See the world spinning 'round.
Alone on a hill,
The man with the foolish grin is keeping perfectly still
But nobody wants to know him,
They can see that he's just a fool,
And he never gives an answer,
But the fool on the hill,
Sees the sun going down,
And the eyes in his head,
See the world spinning 'round.
Sunday, January 15, 2012
pazar konseri - CSO
Sabah telasi bittikten sonra sigarami icmek icin masaya oturdum. Televizyonu actim, kanallari gezerlen TRT Muzik'te pazar konserine denk geldim. Duydugum ilk seslerde birden neredeyse 30 yil oncesine dondum!
Universiteye 1983'te basladim. Yurtta bizim siniftan ve okuldan kizlarla 10 kisilik bir odada kaliyorduk. Hepimiz Ankara'ya baska sehirlerden gelmis, hayata karismaya hevesli, bizi nelerin bekledigini anlamaya calisan heyecanli ogrencilerdik. İlk ogrendigimiz seylerden biri yabanci dilin onemi ve bir sekilde ingilizce bilgisini artirmamizin zorunlu olduguydu. Herseyi topluca yapardik, gidip hep birlikte İngiliz Kultur'e kaydolduk. Kasim ayi olsa gerek, daha ilk gunlerimizdi, sinif arkadaslarimdan biri geldi ve CSO konserine gitmek isteyip istemeyecegimizi sordu. ingiliz Kulturdeki sinifinda CSO'da fagot calan biriyle arkadas olmus! Bir kacimiz hemen istedik. Hayatimda hic klasik muzik konserine gitmemistim, fagot nasil birseydir bilmiyordum, TRT 3'te dinledigim muzikler disinda klasik muzik konusunda bir fikrim yoktu; ama iste bir cuma aksami CSO salonundaydik. Elimizde konser programi, en arka siralardan birinde oturmus konserin baslamasini bekliyorduk.
Konser baslamadan once orkestranin birinci kemanla ses provasi yapmaya basladigi anda, bu isin cok baska bir sey oldugunu farkettim, sanki muzik baska bir dunyadan geliyordu. Konserin ilk bolumu Albinoni'den Adagio oldu. Soku atlamadan ara geldi,ara bitti, ikinci bolum basladi. Ravel'den Bolero! Ravel'in rus balerin İda Rubinstein icin yazdigi bale muzigi, en unlu eseri.. Sonraki yillarda mumkun olan hemen her pazar CSO konserlerine gittik. Topluca gezen kizlar modelinden cikip kendi arkadasliklarimizi, kendi hayatlarimizi kurduk. Ama o ilk gruptaki arkadaslarin bir kismiyla ortak zevkimiz muzik hic degismedi. Yillar icinde hep dusundum, hayatimda dinledigim ilk canli klasik muzik eserleri Adagio ve Bolero gibi iki super populer ve etkileyici eser olmasaydi, ilk tanisikligim agir ve sikici bir muzikle (bazi Berlioz ya da Wagner'lerle) ya da cagdas bir senfoni denemesiyle baslasaydi, acaba klasik muzik konserlerini yine bu kadar sever miydim?
İste bunlari dusunur ve yazarken TVde duyup da beni eskilere goturen Bolero bitti, bugune donuverdim.
Monday, September 19, 2011
Karsimda Buruk Aci
Eski zaman hikayelerinden biri.. Aksam kopru trafiginde diger arabalarla ic ice ilerlemeye calisirken, yandaki arabadan gelen muzik beni coook eski zamanlara goturuverdi.
Koyde yasardik, ogretmen evlerinde bulunan harikalardan biri, kucuk pikaplardi. Bir iki evde, ve bizimkinde pikaplarda kirkbeslikler dinlenirdi: Acik birak pencereni, ortme perdeni bu gece.. O agacin altini simdi aniyor musun? Ayrilik ruzgari gonlume doluyor! Iste, bu sarkilarin biri vardi ki, benim icin uzun yillar bambaska bir anlam tasidi: "Yillar yili omrumde bir gun sabah olmadi!" Sarkinin nakarati hep aklimda:
Sevmek korkulu ruya
Yalnizlik buyuk aci,
Hangi kapiyi calsam,
Karsimda buruk aci!
Iste bu "buruk aci"yi ben cocuk aklimla "burukaci" diye anlamistim. Koyde oldugum icin bilmedigim bir calgi saniyordum Buruka'yi! Hayalimde, bir kapi calinir, kapi acilir ve Turk filmlerinin sevimli Asci, Usak, Bahcivani (adlarini hatirlamiyorum, ne kotu!) pembe ya da acik mavi takim elbiseleri icinde karsima cikardi. Ortadakinin elinde "buruka" olurdu ve calmaya baslarlardi: hangi kapiyi calsaaaam, karsimda burukaciii!! Burukayi akordiyona benzetirdim, ama hemen silerdim aklimdan. Uzun sure butun ansiklopedilerde buruka'yi aradim, bulamadikca merakim artti. Sonra bir baktim ki buyumusum ve sarki sozlerini anlamaya baslamisim:(
Koyde yasardik, ogretmen evlerinde bulunan harikalardan biri, kucuk pikaplardi. Bir iki evde, ve bizimkinde pikaplarda kirkbeslikler dinlenirdi: Acik birak pencereni, ortme perdeni bu gece.. O agacin altini simdi aniyor musun? Ayrilik ruzgari gonlume doluyor! Iste, bu sarkilarin biri vardi ki, benim icin uzun yillar bambaska bir anlam tasidi: "Yillar yili omrumde bir gun sabah olmadi!" Sarkinin nakarati hep aklimda:
Sevmek korkulu ruya
Yalnizlik buyuk aci,
Hangi kapiyi calsam,
Karsimda buruk aci!
Iste bu "buruk aci"yi ben cocuk aklimla "burukaci" diye anlamistim. Koyde oldugum icin bilmedigim bir calgi saniyordum Buruka'yi! Hayalimde, bir kapi calinir, kapi acilir ve Turk filmlerinin sevimli Asci, Usak, Bahcivani (adlarini hatirlamiyorum, ne kotu!) pembe ya da acik mavi takim elbiseleri icinde karsima cikardi. Ortadakinin elinde "buruka" olurdu ve calmaya baslarlardi: hangi kapiyi calsaaaam, karsimda burukaciii!! Burukayi akordiyona benzetirdim, ama hemen silerdim aklimdan. Uzun sure butun ansiklopedilerde buruka'yi aradim, bulamadikca merakim artti. Sonra bir baktim ki buyumusum ve sarki sozlerini anlamaya baslamisim:(
Saturday, September 10, 2011
Thursday, June 03, 2010
Subscribe to:
Posts (Atom)